Kelepir'den aldığım kitaplardı onlar. Cumartesi yayınlarının kitaplarını hep oradan toplamışım. Sonra bir yaz günü kaç tane şimdi hatırlamadığım en sevdiklerimi, kütüphaneden çekip çekip üst üste dizmiş, o yaz henüz benim arkadaşım olduğunu sandığım kadına götürüp vermiştim. Hepimizden çok mu mutsuzdu neydi? Benim kitabım mı yok demişti? Sanki evet, kendisi istemişti. Sonra da neler oldu neler! Ona yakın kitap hiç geri gelmedi. Bunca yıl geçti hala hatırladıkça içim cız eder. Aralarında Momo da var, kırmızı kapaklı, içinde illüstrasyonlar olan baskısı. Kara kapaklı, Bir Kara Kedi İçin Blues sonra... Nasıl olmuşsa, 1990 doğumlu Dünyadan Çıkış Yolları kurtulmuş. Hala da duruyor minik cüssesi, ağır kütlesiyle rafta...
Bütün şiirlerini tek kitaba sığdırmışlar meğer Sami Baydar'ın. Gençken bizim herşeyden haberdar olmaya gücümüz mü yetiyordu, yoksa olan şeyler bizim hepsinden haberdar olacağımız kadar mıydı emin olamıyorum. Yok, biz bildiklerimiz kadar sanıyorduk olanı. Bir kitabın, bir filmin, bir şiirin peşine düşerdik. Bir resmin, bir hikayenin, müziğin... Ne zaman nereye gidecek, ne zaman nerede satılacak, kimden istenir, nerede saklanıyor, bulurduk. Bulacağımız yeri bulurduk ya da... Ama epey zamandır, güya zamanında çok hasretle beklediğim bazı kitaplardan haberim bile olmuyor artık. Basıldığını duymamış, kapağını falan görmemişim bile... 17 yaşındayken ah biri çevirse de okusak dediğim bir roman mesela, meğer 3 sene önce basılmış. Ansiklopedilere baktığımız, kaset çoğalttığımız, artizlerin şarkıcıların fotoğraflarını, afişlerini falan ancak kitapçılardan bi de şimdi adına ne deniyor bilemediğim müzikçi dükkanlarından aldığımız... görebildiklerimizin azıcık, azıcık olduğu bir zaman vardı. Bazen gözlerime inanamamak için bir isim yazıyorum aramaya, ne çok, ne canlı suretleri beliriverince ekranda gözlerime inanamıyorum gerçekten.
Sami'nin suretleri hep az. O zaman ancak 30'una yakınmış, ortalıkta neye benzediğine dair hiç ipucu yoktu. Bir tek kendisinin yaptığı bir deseni var yine kendisine baktığı aklımda. Başka tek bir bilgi, bir tek haber, yok. Bir kitap. Bir isim. Bir de kısacık tanıtım yazısı. Sonrası, yıllar yıllar sonra herşeyi oturduğumuz yerden öğrenmeye başladığımız dönemde belirdi. Yaşı, cismi, yaşadığı ve meğer ah öldüğü kent, resimleri, birkaç söyleşi... Yine de hiç ama hiç tamamlanmayacak bir resim. Ne kadar parça toplarsan topla eksik. Daimi içi dışına çıkmış çorap teki gibi kendini teşhir edenlerin zamanında, kim olduğunu hiç bilmeyeceğimiz bir adam. Yazdıklarını kapısının altından dışarı itiverdiği odasını bence kimseye açmadan. Oradan çıkış yolunu bulana kadar 50 yıl geçirdi dünyada. Hiç tanımadığım arkadaşım, kitabını bugün aldım, çok sevinçliyim.